Şâfi‘î’nin Kelâm Karşıtlığı Üzerine Bir İnceleme


Geçmişten günümüze “Şâfi‘î’nin kelâm ilmine karşı olduğu”na dair yoğun tartışmalar yapılagelmiştir. Çağdaş döneme gelindiğinde bu tez üzerine yeni iddialar ortaya atılmıştır. Bunlardan en dikkat çekeni Makdisi’nin er-Risâle’nin yazılış amacını sorguladığı çalışmasıdır. Makdisi’ye göre Şâfi‘î’nin er-Risâle’yi yazmasının ana saiki “kelamcılar/akılcılar”a karşı “gelenekselciler”in hizmetine sunmak istediği yeni bir teori geliştirmektir. İşte biz, okuyacağınız bu incelemede, “Şâfi‘î’nin kelâma karşıt” olduğu tezi üzerine inşa edilen düşünceleri sorgulamak amacıyla Şâfi‘î’nin bu ilme karşı olup olmadığını ele almaya çalışacağız.

Kelâm ilmi için el-fıkhu’l-ekber, nazar ve istidlâl ilmi, tevhid ve sıfatlar ilmi, usûlu’d-dîn gibi farklı kavramlar kullanılsa da bu ilim için yaygın olarak kelâm kavramı kullanılmaktadır. Kelâm ilminin ortaya çıkışı ve bir ilim olarak varlık göstermesi Mu‘tezile mezhebi ile ilişkilendirilmektedir. Nitekim Şehristânî, Mu‘tezilîlerin Halife Me’mûn dönemine kadar Yunan felsefesinden tercüme edilen eserlerin etkisi ile filozofların yöntemlerini kendi kelâm yöntemleri ile karıştırarak kelâm adı ile müstakil bir ilmin doğuşuna öncülük ettikleri değerlendirmesinde bulunmaktadır. Hz. Peygamber’in vefatından sonra Müslümanlar arasında baş gösteren ihtilaflar, dördüncü Halife Hz. Ali’nin vefatından sona imâmet ve i‘tikâd esasları olmak üzere temelde iki konuda yoğunlaşmıştır. Sahabe döneminin sonlarında Ma‘bed el-Cuhenî, Ğaylân ed-Dımaşkî, Ca‘d b. Dirhem, Yûnus el-Esvârî başta olmak üzere o dönemde “bidat” fikirlere sahip kimselerin kader fikri üzerinde yoğunlaşan düşünceleri ve hayır-şerrin kadere bağlanmasının reddi gibi konular usûl (i‘tikâd) alanında baş gösteren ihtilaflardan bazılarıdır. Mu‘tezile mezhebinin öncüleri Vâsıl b. ‘Atâ’ el-Gazzâl ve onun öğrencisi ‘Amr b. ‘Ubeyd’in büyük günah işleyenin durumu konusunda Hasen el-Basrî ile yaşadıkları ihtilaf, onların Hasen el-Basrî’nin halkasından i‘tizâl etmeleri ile sonuçlanmıştır. İlk Mu‘tezilîlerden sonra gelen ikinci nesil Mu‘tezilîler’den Ebu’l-Huzeyl el-‘Allâf Mu‘tezilîlerin en büyük bilgini olarak nitelendirilmektedir. Onun hayatını kaleme alan el-Kâdî ‘Abdulcebbâr’ın onun felsefecilerin eserlerini incelediğini dile getirmesi kelâm ilminin kurucuları olarak kabul edilen Mu‘tezilîlerin Yunan felsefesinden etkilendiklerine dair veriler sunmaktadır. Mu‘tezilîler akıl yürütme metodunu kullanarak felsefî düşüncenin gelişmesine ve bu düşüncenin dinî alanda kullanılmasına öncülük etmişlerdir. Kelâm ilminin kurulmaya başladığı bu dönemde ‘Allaf’ın dışında ileri gelen Mu‘tezilî bilginler Nazzâm ve Bişr el-Mu‘temir’dir. Aynı zamanda kelâm ilminin parlak döneminin başlangıcı olan bu dönem Şâfi‘î’nin yaşadığı dönemdir.

Şâfi‘î’nin ilk mütekellimler ile olan ilişkisi onun kelâm ilmine olan bakışını tespit etmemize yardımcı olacaktır. Şâfi‘î’nin hocaları ve kendisinden hadis işittiği bazı şahısların Mu‘tezilî olmaları dikkat çekicidir. Şâfi‘î’nin başta gelen fıkıh hocalarından olan ve kendisine fetva verme yetkisini veren Zencî hakkında, kaynaklarda Mu‘tezilî görüşleri benimsediği bilgisi yer almaktadır. el-Kâdî ‘Abdulcebbâr, Zencî’nin Mu‘tezilî fikirleri Ğaylan ed-Dımaşkî’den aldığını ifade etmektedir. Şâfi‘î’nin görüştüğü ve kendisinden ilim aldığı diğer bir Mu‘tezilî bilgin İbrâhîm b. Muhammed b. Ebî Yahyâ el-Eslemî’dir. Medineli olan ve kaynaklarda Mu‘tezilî, Rafızî olmak ve kader fikrini benimsemek ile itham edilen Eslemî ile Şâfi‘î’nin yolları Medine’de kesişmiş ve Şâfi‘î ondan fıkıh eğitimi almasının yanında hadis rivayetinde de bulunmuştur. el-Kâdî ‘Abdulcebbâr, Eslemî ile Zencî’nin Mu‘tezilî oldukları konusunda tartışma olmadığını ileri sürmektedir. Şâfi‘î’nin, Mu‘tezilî olduğu iddia edilen kimselerden ilim tahsil etmesi, onun hakkında Mu‘tezilî olduğu iddiasının ortaya atılmasına sebep olmuştur. Râzî söz konusu iddiaların, Şâfi‘î gibi bir değerin mezheplerine intisabı vesilesiyle kendi mezhepsel kimliklerini güçlendirme adına yapıldığını söyleyerek, bir kimsenin Mu‘tezilî olan birinden hadis ve fıkıh ilmi tahsil etmesinin o kişinin Mu‘tezilî olduğu anlamına gelmediğini söyleyerek Şâfi‘î’nin Mu‘tezile’den uzak olduğuna delil olan birçok şiirini naklettiğini belirtmektedir. O aynı zamanda Şâfi‘î’nin bu kimselerden hadis ve fıkıh eğitimi aldığı, usûlu’d-dîn (kelâm) ilmini almadığı şeklinde bir savunma da yapmaktadır. Şâfi‘î’nin Mu‘tezilî hocaları olmasının yanında onun i‘tizâl fikrini benimseyenlerin şahitliklerini kabul ettiğine dair kendisine nispet edilen ve sonradan bunu terk ettiğine dair rivayetlerin olduğu bir görüşün varlığı, onun ilk kelamcılar olan Mu‘tezile mezhebi karşısındaki tavrının önceleri esnek bir tavır olduğu izlenimini vermektedir. Çünkü “bidat” fikirlere sahip birinin şehadetini kabul etmek, ondan hadis rivayet etmek veya fıkıh eğitimi almak konusunda son sahabîlerin ve onlardan sonraki nesillerin tavrı dikkate alındığında Şâfi‘î’nin perspektifinin onlarınkinden farklılık arz ettiğini söylemek gerekir. Nitekim Mâlik b. Enes ve Sa‘îd el-Kattân gibi muhaddislerin Eslemî’yi terk ederek ondan hadis rivayet etmedikleri dikkate alındığında Şâfi‘î’nin onlar hakkındaki farklı algısı belirgin hale gelmektedir.

Şâfi‘î’nin Mu‘tezile mezhebi konusundaki düşüncesinin ilk başlarda nötr olduğunu söylememiz gerekir. Esasen bu durum Şâfi‘î’nin kelâm ilmine yaklaşımını da göstermektedir. Diğer taraftan Ahmed b. Hanbel, Şâfi‘î’nin meziyetlerinden bir tanesi olarak onun kelâm ilmine ilgi göstermemesi ve bütün çabasını fıkıhta değerlendirmesini zikretmektedir. Ancak bu durum Şâfi‘î’nin kelâm ilgisizliğinin, Ahmed b. Hanbel’in kelâm karşıtlığı kadar sert olduğu anlamına gelmemelidir. Dolayısı ile Şâfi‘î’nin Mu‘tezililer ile ilgili algısını, önceleri olumlu veya olumsuz şeklinde değerlendirmenin doğru olmadığı kanaatindeyiz. Ancak Şâfi‘î Bağdâd ve Mısır’a yaptığı seyahatlerde orada karşılaştığı Mu‘tezilîlerin muhtemelen ilk karşılaştığı Mu‘tezilîlerden farklı görüşler benimsemelerinden dolayı Mu‘tezile mezhebi ve onların temsil ettiği kelâm ilmine karşı olumsuz düşüncelere sahip olmuştur. Şâfi‘î’nin seyahat ettiği yerlerde karşılaştığı farklı Mu‘tezilîler ile o dönemin en önemli kelâmî sorunu olan Kur’ân’ın mahlûkluğu konusundaki tartışmalarının kelamcılar konusundaki fikrinin değişmesine neden olduğunu düşünmekteyiz. Şâfi‘î esasında kelâmî bir problem olan imâmet konusunda Şi‘î (Rafızî) düşünceye sahip olduğu ithamı ile Bağdâd’a getirildiğinde Irâk bölgesinde yoğun olarak tartışılan kelâmî sorunlar ile karşılaşmıştır. Nitekim O Bağdâd’ta Bişr el-Merisî ile Mısır’da da Kur’ân’ın mahlûkluğunu savunan Hafs el-Ferd ile münazara yapmıştır. Şâfi‘î’nin Hafs el-Ferd’i bu görüşünden dolayı küfürle itham ettiği kaynaklarda geçmektedir. Şâfi‘î Kur’ân’ın mahlûkluğu ve haber-i vâhid konusunda Cehmî olan Ebû İshâk el-Esedî ile de münazarada bulunmuş ve ona bir reddiye yazmıştır. Şâfi‘î’nin kelam konularında tartıştığı Mu‘tezilî bilginlerin Mısır ve Bağdâd’ta olmaları hocaları olan Mu‘tezilîler ile bu konuları tartışmadığını göstermektedir. Çünkü Mu‘tezilî olan hocası Zencî’den Mekke’de, diğer Mu‘tezilî hocası Eslemî’den Medine’de eğitim almıştır. Şâfi‘î’nin onlarla kelâmî konularda tartıştığına dair herhangi bir bilgi yoktur. Bundan dolayı Şâfi‘î’nin Mu‘tezilîler ile olan kelâmî tartışmaları Bağdâd ve Mısır’da karşılaştığı Mu‘tezilîler ile gerçekleşmiştir. Bu tartışmalar Şâfi‘î’nin Mu‘tezile mezhebi dolayısı ile onların temsil ettiği kelâm ilmi hakkındaki kanaatinin olumsuz bir şekilde değişmesine neden olmuştur.

Şâfi‘î karşılaştığı farklı görüşteki kelamcılara kaşı reddiye türünden eserler yazmıştır. Şâfi‘î’ye el-Fıkhu’l-Ekber adında bir eser nispet edilmektedir. Günümüze ulaşan bu eserin terminolojisine bakıldığı zaman Şâfi‘î’den sonra gelişen kelâm ilminin terminolojisini yansıttığı görülmektedir. Dolayısı ile bu eserin Şâfi‘î’ye nispeti sorunludur. Şâfi‘î’nin biyografisini kaleme alan eserlerde ona nispet edilen böyle bir eserin varlığına değinilmemektedir. Şâfi‘î’nin bu eseri dışında Ebû Mansûr el-Bağdâdî, Şâfi‘î’ye ait iki kelâm eserinin olduğunu belirtmektedir. Bağdâdî’ye göre bu eserlerden birincisi “nübüvettin ispatı” ve “Brahmanlar’a reddiye” konusunu diğeri ise “hevâ ehline ret” konusunu işlemektedir. Öyle görünüyor ki Şâfi‘î Mısır ve Bağdâd’ta kaldığı dönemde birçok farklı kelâmî düşünceye sahip kişiler ile karşılaşmıştır. Şâfi‘î, karşılaştığı ve kendisi için muhtemelen yeni olan düşüncelere karşı mücadele etme çabası içinde olmuştur.  O bu reddiyelerinin dışında başka bir reddiye daha kaleme almış ve bu eserinin bir bölümünü Kitâbu’l-Kıyâs adlı eserine almıştır. O mezkur eserinde Mu‘tezile ve hevâ ehlinin şehadetinin kabulü fikrinden vazgeçmiştir. İbn Hibbân’ın belirttiği üzere Mısır’da kitaplarını yeniden yazarken yanında daha önce yazdığı eserler olmadığı için ezberinden yazdığı eserlerde küçük yaşta hadis işittiği Eslemî’den rivayetlerde bulunmak zorunda kalmış ancak Eslemî’nin adını zikretmeden, onun adını eserlerine almadan ondan rivayetlerde bulunmuştur. Şâfi‘î’nin yeni döneminde Mu‘tezilî bir ismi sansürleme çabası, onların şehadetini kabul etme fikrini terk etmesi, özellikle Kur’ân’ın mahlûkluğu meselesinde onları küfür ile suçlaması ve onlara karşı reddiye türü eserler yazması Mu‘tezile başta olmak üzere kelâm ehli konusundaki algısının olumsuz bir şekilde değiştiğini göstermektedir. Kaldı ki Şâfi‘î’nin kelâm ehli karşısındaki tavrı sadece i‘tikâdî kaygılardan kaynaklanmamaktadır. Aynı zamanda kelâmcıların Hz. Peygamber’den gelen haberler konusundaki tavırları Şâfi‘î’yi rahatsız etmiştir. Nitekim Şâfi‘î kendisine nispet edilen bir sözünde kelâm ehlinin Kur’ân’ı ve sünneti terk ettiklerinden dolayı insanlar arasında teşhir edilerek dövülmelerini istemektedir. Dolayısı ile Şâfi‘î farklı yerlerde karşılaştığı ve tartıştığı o dönemin kelamcıları hakkında olumsuz kanaate sahip olmuştur. Bundan dolayı o kendi döneminde Mu‘tezile başta olmak üzere kelâm ilmini temsil eden bu kesimler üzerinden kelam ilmi ile alakalı son derece olumsuz fikirler beyan etmiştir. Ancak onun bu tavrı Şâfi‘î’nin öğrencilerinin öncülük ettiği ve kendisinden sonra gelişen Mu‘tezile karşıtı kelâm ilmini kapsamamaktadır. Nitekim Râzî’nin kelâm ehli konusunda Şâfi‘î’ye nispet edilen olumsuz düşüncelerine getirdiği yorum tarzı bu düşüncemizi destekler mahiyettedir. Onun geliştirdiği birinci yoruma göre Kur’ân’ın mahlûkluğu meselesinde “bidat ehli”nin Sultanın yardımı ile hak ehlini baskı altında tutmaları esnasında buna şahit olan Şâfi‘î, kendi zamanında kelâm ilmi ile uğraşanların Allâh rızasını gözetmeksizin mevki ve makam için bu ilim ile uğraştıklarını düşündüğünden bu ilmi kötülemektedir. Onun geliştirdiği ikinci yorum ise, Şâfi‘î’nin kötülediği kelâm ilminin “bidat ehli”nin uğraştığı kelâm ilmi olduğudur. O bu görüşünü desteklerken sahabe ve tabiinden kıyâsı kötüleyici mütevâtir nakillerin olduğunu ancak bu nakillerin fakîhlerin ittifakı ile dinde delil olarak kabul edilen kıyâsı kötülemek anlamına gelmediğini aksine nasslara aykırı fasit kıyâslara şamil olduğunu belirtmektedir. Onun getirdiği üçüncü yorum tarzı ise, aklın açıklamakta pay sahibi olamayacağı dakik konularda Şâfi‘î’nin düşüncesinin Kur’an’da zikredilen deliller ile iktifa etmenin gerektiği şeklinde olduğu, dolayısı ile bu meselelere dalanları kötülediği şeklindedir. Dolayısıyla Şâfi‘î’nin karşı çıktığı kelâmın, bu ilmin kurucuları olan Mu‘tezile başta olmak üzere dinî alanda Kur’an ve sünnetin otoritesini sarsıcı nitelikte aklı kullanan “bidat” düşünceler olduğunu söylememiz gerekmektedir. Nitekim Şâfi‘î’nin öğrencileri arasında mütekellim olan ve Mu‘tezile başta olmak üzere “bidat” fikirler ile mücadele eden kelâmcıların varlığı onun kelâm karşıtlığının bütün kelâm ehlini kapsamadığını göstermektedir.

Şâfi‘î’nin Irâklı öğrencilerinden Kerâbîsî, Şâfi‘î ile baraber Yemen’e giden ve uzun süre onun öğrenciliğini yapan Kinânî ve Şâfi‘î’nin öğrencilerinden olduğu ileri sürülen Muhâsibî ilk akla gelen mütekellimlerdendir. Kelâm ilmi ile uğraşanlara karşı şiddetle karşı çıkan Ahmed b. Hanbel’in, özellikle Muhâsibî ve Kerâbîsî’ye yönelik olumsuz tavrına karşılık Şâfi‘î’nin, mütekellim öğrencilerine karşı böyle bir tavır içinde olmaması Şâfi‘î’nin kelâm karşıtı tavrının Ahmed b. Hanbel’in şahsında gelişen Hanbelîlikte olduğu gibi mutlak kelâm karşıtlığı olmadığını göstermektedir. Allâh’ın sıfatlarını kabul ettikleri için sıfatıyye olarak adlandırılan mütekellimlerin ilk öncülerinin Şâfi‘î’nin öğrencilerinden olan Muhâsibî ve Kinânî’nin olması dikkat çekicidir. Aynı zamanda Mu‘tezile başta olmak üzere “bidat” fikirlere karşı gelişen Eş‘âri kelâmının kurucu imamı olan Eş‘arî’nin dayandığı temel referansın sıfatıyye mütekellimlerinin ilk öncüleri olması Şâfi‘î’nin ve öğrencilerinin Mu‘tezile karşıtı kelâmın gelişimindeki etkisini açıklamak için değerli işaret taşlarıdır.

Sonuç olarak Şâfi‘î’nin karşı çıktığı kelâm, kendi döneminde Mu‘tezile ile özdeşleşen kelâm ilmidir. Dolayısıyla Şâfi‘î’nin kelâm ilmine karşı olduğundan hareketle kendisinden sonra birçoğu Şâfi‘î mezhebine müntesip olan alimlerin geliştirdiği Eş‘ârî kelâmına karşı olduğunu söylemek isabetli değildir. Şâfi‘î’nin kelâm ilmine karşı tavrının kendisinden sonra gelişen bütün kelâmî ekolleri kapsadığını söylemek Şâfi‘î’nin kendi zamanındaki düşüncesini bütün zamanlara teşmil etmek hatasından kaynaklanmaktadır. Elimizdeki tarihi veriler Şâfi‘î’nin bu düşüncesinin bütün kelâmcıları ve kendisinden sonra gelişen kelâm ilmini kapsamadığını göstermektedir.

Reklamlar

Şâfi‘î’nin Kelâm Karşıtlığı Üzerine Bir İnceleme” üzerine 3 yorum

  1. Allah ilminize kuvvet versin Davut Bey. İlmi bir metin olmasına sıkılmadan okuduğumu belirteyim. Fıkıhçılar ve kelamcıların bu tartışmalarından iyi romanlar filmler çıkabileceği fikri canlandı bende. Rahmetli Umberto Eco gibi bu tarihin içinde kalmış kişileri ve düşünceleri sadece ilahiyatçılara bırakmamak lazım sanki. Akademik çalılmaları küçümsemek haddimize değil ama sizce de çok donuk kalmıyorlar mı makaleler içerisinde?

  2. Davut Hocam gerçekten sıkılmadan okuduğum bilimsel, akıcı güzel bir çalışma olmuş, kaleminize kuvvet çalışmalarınızın devamını dilerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s