››
okuma sayfası
Yasin Ramazan

Mükemmel İnsan


Tarihten bir şahıs seçilir, hatalarından arındırılır, meziyetleri abartılır, şahsiyeti büyütülür, yaptıklarının eşsizliğine vurgu yapılır. Nasıl oluyorsa, tüm büyükler tarihtedir, burada değil; ve neredeyse geçmişte yaşamış herkes mükemmeldir. Bugünün insanıyla kıyaslanamayacak kadar üstün vasıflı ve olabildiğince ulaşılmazdır onlar. Ve hep mükemmel insanlar vardır tarihte, kusurlular değil. Dindar biri tarihe bu anlamda baktığında alimlere toz kondurmaz, yahut kavmine düşkün biri komutanları, kralları her yönüyle hatasız kabul eder. Hakikaten var mıdır ki bu ‘mükemmel insanlar’?

Bu yakınmalar, halihazırdaki durumu benimsetmenin, onlar da benim gibiler’ demenin bir yoludur. Böyle yakınanlar, çoğunlukla ‘objektif tarih’ gibi kendiyle çelişkili ifadelere başvurur ve ‘tarihimizle hesaplaşmalıyız’ tarzında dersler çıkarırlar. Ama onların gözden kaçırdığı iki şey var:

Öncelikle bilinmeli ki, ‘mükemmel insan’ eğiliminin var olduğu toplumlar, ki geleneksel toplumların neredeyse tamamı, yaptıkları bu mükemmelleştirmeyi o insanı kutsamak için değil, değerleri somutlaştırmak için kullanmışlardır. Bir şekilde insanı zorlayan/aşan faaliyetlerin hepsi, o faile değil fiile vurgu yaparlar. Olay yahut karakter, yahut bu nitelik gerçektir yada değildir,  bu anlamda bir önemi yoktur. Örneğin kale kapısını kalkan yapan bir komutan; cesareti, hakikat adına canını, bedenini ve ruhunu seferber etmeyi, inandıkları adına yılmadan savaşmayı temsil eder. Bu gibi değerlerden bağımsız bir somutlaştırmayı (mükemmelleştirmeyi), hiçbir toplum bünyesi kaldırmaz, onu bir an önce hafızasından siler. ‘Tarih’te kusurlu insanın olmayışı da bundandır.

Gözden kaçan diğer nokta ise, birincisinin bir nevi sonucudur. Modern algılarımız, maddeyi aşan bir mana gücünü aramaya alışmadığı için, bu gibi mükemmelleştirmeleri düşünürken olguları önce insana referansla açıklama yoluna gider. Bakar ki verilen örnek, kendi yaptığı insan tanımıyla örtüşmüyor, çareyi bu somutlaştırmayı reddetmekte bulur: mükemmel insan yoktur. Dahası, bu iddiayla, insanın kemal yolculuğuna darbe vurduğunun farkında bile değildir. Yine modern bir tutumla, insan tarafından tanımlanmış ‘insan’ı kâinatın/algının merkezine koyar ve mükemmel olmadığını bilmeyi ve manevi mükemmelliği bir ideal olarak benimseyi reddeder. Herşeyi maddeden ibaret görme alışkanlığından dolayı, manadan ibaret olan ‘mükemmel insan’ı kolaylıkla inkar eder.

Kibrin egemen olduğu bir zihniyet, elbette tarihle hesaplaşma derdinde olacaktır. O, tarihten ders çıkarmaz, çünkü orada öğrenilecek birşey olmadığına inanır. Kendi bakışı en objektif (!), gerçeğe en yakın görüntüdür çünkü ona göre.

Tarihin temsilden ibaret olduğunu gözden kaçırınca, yukarıdaki ve benzer yanılgılara düşmek mümkündür. Hatta bazen o dereceye gelir ki, mükemmel insanı kabul etmeyi ‘atalar dini’ne uymak, şahısları putlaştırmak olarak addeder. Fakat orada mükemmel insanı putlaştıran bir kavimle aynı hataya düşmektedir: manayı atlayıp, maddeye öncelik vermek.

Tarihin, olayların ve şahısların gerçekte ne olduğunu araştırmak, ‘insan’ı tanımayı kendine dert edinenler için mümbit bir tarladır. Ama ‘ben tarihte hiç mükemmel şahıs görmedim, hepsi de normal birer insan’ diyenin, kendini tarihin neresine koyduğunu bir daha düşünmesi lazım.

About these ads

yasinramazan hakkında

Karanlıkta parmaklarını kıpırdatıyor.

Tartışma

Mükemmel İnsan” üzerine 8 yorum

  1. Mükemmel insan eğiliminin, aslında değerlerin müşahhaslaştırılmasından ileri geldiği tespiti, gayet veciz olmuş.
    Aynı şekilde, modern zihnin, mükemmelleştirilen karakterleri, (bir nevi mübarekleştirilen de denebilir) maddi imkanın sınırlarıyla budarken, düştüğü mateyalistleşme durumu da mütemmim bir tespit..
    Müteşekkirim..

    Yazar endulusluadil | Nisan 12, 2011, 6:51 pm
  2. ben geçmişin “mükemmel insan”larının eleştirilebilmesi taraftarıyım. (burda gayet siyasi bi şerh de koyacağım bu taraftarlığıma: toplum vicdanı yaralamamak koşuluyla. bu itirazımın doğru olmasa da gerçek olduğu kanısındayım. oldukça siyasi bir tavırla.) zira “mükemmel insan”lar eleştirilemediği takdirde onları mükemmel yapan taraflarının yanısıra normal, yani olması gerektiği gibi yapan tarafları da mükemmelleştiriliyor “mükemmel insan”ın “mükemmel kişi”ye dönüşmesiyle. burada iki tip tehlike açığa çıkıyor:

    birincisi; kişiselleştirme bir nevi maddileştirmedir. belirginleştirme, duyulurlaştırmadır. bir “insan”ı “kişi” yaparsanız onu elle tutulur gözle görülür birşey yaparsınız. ( zihnimde modernitenin ferdileşmeye verdiği öneme dair birşey belirdi tam bu noktada.) değerlerden sızan mükemmellik ( değerlerle karşılaştırıldığında alabildiğine somut olan) tercihlere de bulaşır. işte bu noktada ikinci tehlike başgösterir; geçmişin tercihlerinin bugünü esir alması.

    geçmişe dair “mükemmel insan” tasavvuruna (değerlerin aktarılması adına) evet. ama zaman çizelgesinin neresinde olursa olsun, “mükemmel kişi”lere hayır kardeşim. hum rical, nahnu rical. o kadar.

    Yazar Ömer Faruk | Nisan 13, 2011, 7:55 am
    • Soyledigin ilk maddede tam da benim dusmeyelim dedigim yerden dusuyorsun. Onlar ‘kisi’ degil birer temsil. Onu elestirmek, insan tahayyulu ile savasa girmektir, ki bence bosunadir. Marifet, temsildeki/tesbihteki hatayi duzeltmek olsa gerek.

      Onun disinda anlasamayacagimiz birsey yok.

      Yazar yasinramazan | Nisan 14, 2011, 10:03 pm
  3. iki taraflı problemi analiz eden sıkı bir yazı. bilhassa “yaptıkları bu mükemmelleştirmeyi o insanı kutsamak için değil, değerleri somutlaştırmak için kullanmışlardır” tespiti oldukça önemli. fikirlerin daha çok şahıslar etrafında değil değerler etrafında düşünülmesinin ben de taraftarıyım. evet, şahıslar önemli, ama değerlerin ortasındaki şahıslar daha önemli.

    bir yerde daha bahsettiğim gibi, sanırım bu problem de “değerlerin nesneleştirilmesi”nden kaynaklanıyor. tarihi, yada özel olarak tarihsel bilgiyi/kişiyi bu kadar deney malzemesi yapan bir modern zihniyetin “mükemmel insan vardır/mükemmel insan yoktur” değerlendirmeleri de labaratuvar çalışması sonucu gibi gözüküyor. bir kişi için hayatının en çarpıcı noktasında mükemmel bir kişisi olabilir ve yıllar sonra bunu inkar edebilir. hayatı boyunca hiçbir mükemmel insan tasavvur etmemiş de olabilir. tarihteki her padişahı mükemmel olarak da görebilir. bunu değerllendirecek merciyi modern zihniyet olarak görmediğim için bu pratiklerin tamamının tartışma/uzlaşma yolu ile kabul edilebileceğini veya reddedilebileceğini söyleyebilirim.

    Yazar P. Kyo | Nisan 13, 2011, 9:27 am
    • Degerler de nesnelestirilmek zorunda, insanlar da bi noktaya kadar. Cunku insan nesneleri algilar, oradan soyutlamalar yapar. Yani nesnelestirmeden dusunemez. Kaygina su anlamda katiliyorum, yaptigimiz soyutlama nesne’de kalirsa biz de yazida elestirdigimiz duruma duseriz. Ama tekrar belirteyim ki, soyutlamadan once somutlama/nesnelestirme sarttir.

      Yazida denildigi uzere, zihniyetin degil alginin ‘mukemmel’idir bu insanlar, o yuzden verdigin ornekler iddiamin aksini ifade etmiyor hatta yazinin konusunu besliyor. Bunun icin tesekkur edebilirim.

      Yazar yasinramazan | Nisan 14, 2011, 10:09 pm
      • yo, doğrudur zaten, destekleyici örnekler… ancak soyutlamadan önce somutlamanın geldiğine katılamıyorum. tıpkı düşüncenin önce mitostan yola çıkarak logosa geçmesi gibi. her ikisi için de nesne şart ancak zihnin önce tıpkı kendisi gibi soyutluktan yola çıktığını düşünüyorum. konu başka yere gitti ama (: neyse, böyle.

        Yazar P. Kyo | Nisan 19, 2011, 5:48 pm
  4. Burada benim aklıma Sahabe modeli geliyor.
    Meşhur rivayettir: “Ashab’ım gökteki yıldızlar gibidir, hangisine tabi olsanız kurtulursunuz” diyor Hz. Nebi.
    İşte burada her birinin farklı karakterlerde olduğu manzarasıyla karşılaşıyoruz. Her birinde somutlaşan farklı değerler var. Mesela Hz. Osman’ı aşere-i mübeşşereye dahil eden Tebük savaşı öncesi 10.000 askeri donatan cömertliğidir. Hz. Ömer âdildir. Hz. Ebubekir sıddıktır. Hz. Ali âlimdir. Ebu Zerr katı bir zahiddir. vs vs.
    yani kurtuluş için gösterilen karakterler birbirinden çok farklı değerleri somutlaştırıyor. belki de şöyle mi anlamalı: “ahlaki faziletlerden hangisinde yücelirseniz yücelin, cennete yolunuz kolaylaşır”

    Yazar Emir Sultan Demireşik | Nisan 13, 2011, 4:02 pm
    • Dogrudan bir ornek olmus. Bir ekleme yapayim; icki icen ve bundan dolayi ceza alan sahabeler vardir ve fakat sahabe denildiginde zihinde uyanan resmin icinde onlar yoktur. Sebebi sahabe’nin bir mukemmel insan imgesi olmasidir bence.

      Yazar yasinramazan | Nisan 14, 2011, 10:13 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 300 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: