Önce tanıdık gelir, bildik gelir. Sonra gözlerinin buğusunda kaybolursun. Gözlerini gözlerinin içinden alamazsın, almak istemezsin. Yanına oturur, kalbinin hızlı atışından korkarsın. İlkin duymasını istemezsin, sonra bilsin ne olacak dersin. Yanından hiç ayrılmasın dersin, özlersin. Ararsın ve sonra da korkarsın.
Yaşamak bir süreç olmasıyla bir yol olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yol dosdoğru olduğu gibi Sisifos’un yolu gibi inişli çıkışlı da olabilmektedir. Hayatta tevhid; sağa sola yalpalamadan bütünlüklü bir ruh haliyle, düşmeden (en azından bu sayıca minimuma indirgenir) bir yaşam sürmektir. Buna neden ihtiyaç vardır? Bunu ihtiyaç kılan nedir? Bu ve benzeri sorulara benim vereceğim cevap … Continue reading
Bir hayat ki yaşıyoruz; bu neden daha iyi olamasın? Bunu kötü kılan nedir? Bence neden bir karmaşa halinde yaşamamız, düşünmemiz, dünyayı algılayışımızdır, “yürüdüğün her yolun yürünebilir olduğuna” inanmaktır… Bunun karşısına ne konulabilir peki? Bence ‘basit’ bu soruya ve diğer sorularımıza cevap olabilir. Bu kaotik, çaresiz yaşamımıza çare; benim gördüğüm çaresizliğimizden öğrendiğimiz, basit olanın hayatımızdaki eksikliğidir. … Continue reading
Bir şiir var önümde. Ezberlenmesi daha elzem sözler olmasa ezberlenesi: “HAYATI ÖZLÜYORUZ SAYIN BAŞBAKAN”. Bilenler bilir ukalalık olmasın diye ben yine de vereyim şairinin ismini: Sıtkı CANEY… Az çok tanışırız şairle. Şiir üzerine hiç konuşmadık daha. Hep demeyeyim yalan olur şair sigara içerken aklıma bu türden sorular çok gelir. Bu şiiri “Sayın Başbakan” gördü mü? … Continue reading
Düşüncenin cinsiyeti var mıdır? Hayat ve kainat hiçbir zaman tek boyutlu olmadığı halde kadın veya erkek doğası tek boyutlu olmaya yatkın bir şekilde yaratılmış olabilir mi? Şayet yaratılmışsa hayat, bu yer yüzü insan için gerçekte bir zindan, çıkmaz sokak değil de nedir! Zaman, toplum ve kendi bireyselliği içinde bilincinin farkında olan insan, yeni düşünceler ve … Continue reading
karanlığı işaret ediyor bulutlar yarı canlı, perişan bir akşamı son çırpınışlarıdır günün, son demi dallar, bu ağır hava yosunların bu mavi kokusu yeşil bir kalpten yükselen acı buharı soluyor, tadıyor ve yeniden bırakıyorlar bahçenin solgunluğuna işte! ateşin zehirli dilleri fısıltıyla arzulamakta ruhlarımızı sunmak gerek bir parça cân almak, inleyen ruhunu bir karabasanın bak! görüyor musun … Continue reading
Uzunca bir vakit geçmiş. Zaman geçmiş, ben geçmişim, o geçmiş ama geçmeyen, geçemeyenler varmış. Takvimlerden kopardığım yaprakları sayamadım ama onu en son gördüğümden bu yana, geçen yılları parmaklarımla sayabiliyordum. Buna sevineyim mi üzüleyim mi bilemiyorum. Çiviler ancak çivileri sökebiliyormuş. Çivilerin hükmü mıhlara hala geçmiyormuş. Mıhlar sonradan eklenmemişler, sanki en başından beri hep gönlün içindelermiş. Gönül … Continue reading
bir ses taşıdı rüzgâr, derinlerden kaçıp gelen yorgun bir ses dağın boğuk iniltisiydi bu ‘ay’ı sırtlamanın hüzün sesi bir gölge sürükledi bulut dağın bağrına yaslanan bir gölge karanlık göğün işaretiydi bu ‘insan’dan kaçışın acı gölgesi ve zaman aydınlık ruhların acı çektiği soğuk ve sonsuz bir an gibi geçti ve bir çoban haykırdı yüce tepeden hüznü … Continue reading
1. Düşlerim İçindeyim İçinde elemdeyim Saçlarına ince şiirler yazma gayretindeyim Havuza olta Kapalısın Ona sebep düşlerimde canlanırsın Cenahımda çocuğumla oturursun Kurdun olur saçınla oynaşırız O cesur ben çekinirim Velet saçın çeker ben ekşi yerim Korkarım saçın elimde kalır Sebep olur dertlenirim Hezeyanım coşar 2. Saçına allı morlu güller takarsın Saçın rengareng bazen kırmızıya çalarsın Sarı … Continue reading
RAHMAN VE RAHİM ALLAH’IN ADIYLA Kehf 109.De ki: “Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsaydı, kesinlikle Rabbimin sözleri tükenmeden deniz tükenirdi, bir misli de yardımcı getirsek bile. Kehf 110.De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım, bana ancak ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor, onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse, güzel bir amel … Continue reading