››
okuma sayfası
Misafir Kalemler

Medeniyet-Kültür ilişkisi (1)


Yazar: Muhammed Tandoğan

Sosyal antropologlar medeniyet ve kül­tür terimlerini birbirine oldukça yakın kav­ramlar olarak ele alır ve medeniyeti bir kül­tür olgusu olarak değerlendirirler. Kültür ve medeniyet kavramları arasındaki yakınlık, bunların birbirinden ayrılmasını güçleştir­mektedir. Gerçekten de bir milletin kültür ve medeniyetine ait unsurlar o kadar girift bir haldedir ki, bunlardan hangisinin kültüre, hangisinin medeniyete ait olduğunu ayırmak güçleşmektedir. Bu durum, mede­niyet terimini tanımlamayı zorlaştıran ana sebeplerden biridir.

Aydınlanma dönemi düşünürlerine göre medeniyet kavramı toplumsal ilerleme fik­riyle, yani akliliğin din karşı­sındaki galebesi, yerel, bölgesel adet ve ge­leneklerin çöküşü ve tabiat bölümlerinin doğusuyla kopmaz biçimde bağlantılıdır.

Bütün bu güçlüklere rağmen, medeniye­ti “kültürün maddi ve teknik unsurları” ola­rak değerlendirenler olduğu gibi, “medeni­yet, milletler arası ortak değerler seviyesine yükselen kültür unsurlarıdır” diyenler de vardı. Alman antropologu Thurnwald ise, “medeniyet, birikmiş bir bilgi ve teknik va­sıtalara sahip olmayı ifade eder” diyor ve bunu “medeniyet, bilme ve yapabilmedir” diye formülleştiriyor.

Sosyolog R.M Mac Iver’ın tanımı da şudur: “Medeniyet, insanın, hayatı üzerinde etkili olan şartları kontrol amacıyla sarfetmiş olduğu çabalar sonucu meydana getir­diği mekanizma ve teşkilatın bütünüdür.” Ziya Gökalp ise, milli kültürü meydana ge­tiren unsurların (din, ahlak, hukuk, estetik, dil, ekonomi ve teknik, rasyonel faaliyetler) değişik milletlerin ortak hayatında aldığı şekle “medeniyet” demek suretiyle, kültürü milli, medeniyeti milletlerarası değerler bü­tünü olarak görür. Buna göre medeniyet, “milletlerarası ortak değerler seviyesine yükselen davranış ve yaşama vasıtaları bü­tünüdür” diye tanımlanmaktadır. Bizce ise medeniyet yani uygarlık, “bir toplumu başka toplumlardan ayıran, onun özgün yanını ortaya koyan, yaşam biçimlerinin, kullanılan alet ve teknolojinin, çalışma biçim ve yöntemlerinin, inançların, düşünsel ve sanatsal faaliyetlerin, siyasal ve sosyal örgütlenme biçimlerinin bütünüdür ve Medeniyet, mimliyken medeniyet; mimsizken alçaklıktır. ” Yani bundan şunu kastediyoruz: ‘İddia edildiği üzere medeniyetler arası ittifak veya medeniyetler arası çatışma yoktur. Var olan bir gerçek varsa o da her milletin tarih seyri içerisinde yer alması ve bütün dünya milletlerinin küreselleşen dünyada doğal bir şekilde karşılıklı etkileşime girmiş olmasıdır.

Öyleyse her toplum kendi doğal uygarlığını yaşadığına göre; uygarlıkları birbirleri ile mukayese etmek ve hangisinin daha üstün olduğuna karar vermek, bir botanik araştırmacısının incelediği bitki türlerini güzel, çirkin diye ayırması kadar anlamsızdır.
Uygarlık, bir toplumun kendi mayasını, benlik ve kimliğini kaybetmeden, diğer ulusların da mayalarını öğrenmek, anlamak ve kullanmak uğraşıdır. Bir toplum, dünyada tek başına yaşayamaz. Diğer toplumlarla alış-veriş yapmak zorundadır. Bu alış-veriş, yalnız ticari ve sınaî alanda da kalamaz. Toplumlar dünyada bağımsız yaşayabilmek için, ticaret yarışına olduğu kadar, uygarlık yarışına da katılmak zorundadırlar. Dünya topluluğu içinde, bir toplumun mayasını kaybetmeden ve özerk olarak yaşayabilmesi de, diğer toplumların “maya”larını öğrenmeyi ve bilmeyi gerektirir.

Bir medeniyeti meydana getiren kültür değerleri niçin, nasıl ve ne gibi şartlarda ve hangi toplumlarda ortaya çıkar? Bazı top­lumlar maddi ve manevi alanda gelişme gösterebildikleri halde, bir kısım toplum­larda böyle bir gelişme neden görülmüyor? Bu ve benzeri sorulara verilecek cevaplar, medeniyet kavramının açıklanmasında yardımcı olacaktır.

Şüphesiz bir medeniyetin doğuşunda ve yayılışında etkili olan temel unsur insandır. İnsanın biri bedeni, diğeri ruhi iki ayrı cep­hesi vardır ve her iki cephesinin ihtiyaçları­nı karşılamak zorundadır. İnsanlık tarihi boyunca yapıldığına tanık olduğumuz ev­ler, barınaklar, şehirler, kaleler, kurulan devletler, çıkarılan kanunlar, örgütlenme­ler, fikri ve felsefî akımlar, dini inanışlar… hep insanın maddi ve manevi varlığının gü­ven içinde sürdürülebilmesi hedefine yöne­liktir.

Bütün bu faaliyetleri ortaya koyabilen insan, bunları bir toplumun üyesi olarak yapmaktadır. Öyleyse, onu; yalnız başına ele almak yerine bir toplumun üyesi olarak değerlendirmek ve insan-toplum ilişkisine dikkat etmek gerekir. Çünkü bu ilişkiler, başka bir ifadeyle toplumsal hayat olmadan kültürden, ekonomik faaliyetlerden, milli düşünce gibi şeylerden söz etmek mümkün olmaz. Bunlar olmayınca da kültürel geliş­me ve medeni inkişaftan söz edilemez.

■ Bu yazinin ikinci kismi icin tiklayin.

■ Bu yazinin ucuncu kismi icin tiklayin. »

About these ads

Tartışma

Medeniyet-Kültür ilişkisi (1)” üzerine 4 yorum

  1. hoşgeldin kardeş. eline sağlık.. güzel bir yazı olmuş..

    lakin atladığın bir hususa dikkat çekmek isterim: bir yazar ya da bir düşünürün bir medeniyete olan yaklaşımı bir botanikçinin bir çiçeğe olan yaklaşımıyla kesinlikle kıyaslanamaz. medeniyetleri oluşturan değerleridir. ve elbette değerler arasında üstünlük vardır. aksi halde, doğruluk iddiamız anlamsızlaşır.

    Yazar ömer faruk çevik | Mart 1, 2010, 7:56 pm
  2. SA öMER HOCAM, BURADA VURGULAMAK İSTEDİĞİM TEORİK ALAN DEĞİL, PRATİK ALAN. BİZ BURADA iSLÂM IN DERİNLİĞİNE VE MEDENİYETE OLAN KATKISINA BAKIŞIMIZA VURGU YAPMAK İSTEDİK. BİZ OLAYI BİRAZ ANLAŞILIR KILAR DİYE BU BENZETMEYİ KULLANDIK. YANİ ŞUNU DEMEK İSTERİM: TEŞBİHTE HATA OLMAZ.:)

    Yazar Muhammed Aksekî | Mart 1, 2010, 8:31 pm
  3. muhammed, “teşbihte hata olmaz” sözünün anlamı, teşbih hata kaldırmaz’dır. yani cümleyi şöyle anlamak lazım: teşbih öyle incelik isteyen bir konudur ki, onda hata yapılmaz; yapılsa affedilmez.
    ama ben yine de senin yazıda söylediğine katılıyorum. ömer faruk’un itirazını da yersiz buluyorum. çünkü ben muhammed’in ifadelerinde kendi hakikat iddiasından feragat eden bir kişiyi değil; başkasının hakikat iddiasına kulak kabartan bir kişiyi görüyorum, ki bu ikisi arasında dağlar kadar fark vardır.

    Yazar hadiensar | Mart 2, 2010, 8:10 am
  4. İnce düşüncenizden dolayı hadi ensar kardeşime teşekkürü bir borç bilirim..selam ve dua ile…

    Yazar Muhammed Aksekî | Mart 4, 2010, 6:23 pm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 300 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: